Günümüz hukuk pratiğinde, arabuluculuk giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Pek çok uyuşmazlık, mahkeme önüne taşınmadan önce arabuluculuk vasıtasıyla çözülmeye çalışılır. Bu süreçte düzenlenen arabuluculuk son tutanağı, tarafların anlaşmaya varıp varmadığını gösterir. Ancak bazı durumlarda, söz konusu tutanağın geçerliliği veya hukuki niteliği konusunda tereddütler oluşabilir. Böyle bir noktada akla gelen konulardan biri, “Arabuluculuk Son Tutanağının İptali Davası”dır. Fakat mahkemece dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediği resen incelendiği için, ayrıca arabuluculuk son (anlaşmama) tutanağının iptali için ayrı bir dava açılıp açılamayacağı hukuki açıdan büyük önem taşır.
Arabuluculuk Son Tutanağının İptali Davası
Hukuk uyuşmazlıklarının etkili bir şekilde çözüme kavuşturulması amacıyla uygulamaya konulan zorunlu arabuluculuk, birçok alanda dava şartı olarak öngörülmüştür. Bu durum, ihtilafın mahkemeye taşınabilmesi için öncelikle arabulucuya başvurulmasını zorunlu hale getirir. Taraflar arabulucu huzurunda bir anlaşmaya varırsa, arabuluculuk son tutanağı düzenlenir. Fakat anlaşmaya varılamaması hâlinde de anlaşmama tutanağı düzenlenerek süreç sonlandırılır. Burada önemli olan nokta, arabuluculuk tutanağının geçerliliği ve hukuki sonuçlarının mahkeme tarafından resen değerlendirilmesidir.
Mahkeme, dava açıldığında, arabuluculuk sürecinin doğru işletilip işletilmediğini ve tutanağın usule uygun düzenlenip düzenlenmediğini kendiliğinden inceler. Taraflar, arabuluculuk tutanağının eksik, hatalı veya hukuka aykırı olduğunu öne sürebilir. Fakat “Arabuluculuk Son Tutanağının İptali Davası” başlığı altında ayrı bir dava açılmasının hukuki yarar sağlayıp sağlamayacağı noktası büyük önem taşır.
Hukuki Yarar ve Mahkemenin Resen İncelemesi
Her davada olduğu gibi, bir davanın görülebilmesi için o davanın konusundan doğan hukuki yararın mevcut olması gerekir. Arabuluculuk Son Tutanağının İptali Davası kapsamında dikkate alınması gereken en önemli husus da budur. Çünkü uyuşmazlık mahkemeye geldiğinde, hâkim dava şartı olarak arabuluculuk tutanağının geçerliliğini zaten re’sen ele alır. Bu aşamada, söz konusu tutanağın içerik ve şekil bakımından hukuka uygun olup olmadığı değerlendirilir. Tarafların, tutanağın iptalini gerektirecek herhangi bir husus bulunduğunu ileri sürmeleri de bu süreçte dikkate alınır.
Dolayısıyla, mahkemece zaten kendiliğinden yürütülen bu denetim, ayrı bir iptal davası açılmasını çoğu kez gereksiz kılar. Çünkü hukuki yarar, hukuki korumaya ihtiyaç duyulan ve mahkemenin karar vermesiyle giderilebilecek bir menfaatin varlığı demektir. Eğer bu menfaat, esas davada hâkim tarafından incelenebiliyorsa, ayrıca bir Arabuluculuk Son Tutanağının İptali Davası açılmasının hukuki yarar koşulunu karşılamayacağı kabul edilir. Hâkim, hem arabuluculuk tutanağının geçerliliğini hem de bu doğrultuda ortaya çıkan iddia ve savunmaları inceleyerek uyuşmazlığın esasına dair karar verir.
Neden Ayrı Bir İptal Davası Açmak Gerekmez?
Zorunlu arabuluculuk uygulamasında, arabuluculuk son (anlaşmama) tutanağının iptali için ayrıca dava açmak çoğunlukla fayda sağlamaz. Çünkü:
- Mahkeme, dava şartına ilişkin hususları resen inceler ve tutanak üzerinde doğrudan değerlendirme yapar.
- Taraflar, tutanakta herhangi bir hukuka aykırılık veya eksiklik olduğunu düşünüyorsa, bunu zaten ilgili davada ileri sürebilir.
- Ek bir Arabuluculuk Son Tutanağının İptali Davası açmak, yargılama sürecini uzatabileceği gibi aynı zamanda ek maliyetlere de yol açar.
- Mahkeme, iptal davasının hukuki yarar sağlamadığını tespit ederse, davayı hukuki yarar yokluğundan reddedebilir.
Bu nedenlerle, pratikte Arabuluculuk Son Tutanağının İptali Davası açılmasının işlevi tartışmalıdır. Zira hâkimin esasa ilişkin incelemesinde, tutanağın usul ve esas yönünden geçerli olup olmadığı değerlendirilir ve iptal sonucunu doğuracak sebep varsa yargılama esnasında dikkate alınır.
T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Esas No: 2023/17751 Karar No: 2024/933
“Somut uyuşmazlıkta, aynı taraflar arasında görülen Adana 7. İş Mahkemesinin 2019/325 Esas sayılı işe iade davasına sunulan dava şartı arabuluculuk son (anlaşmama) tutanağının iptali talep edilmiştir. Anılan davada arabuluculuk dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediği Mahkemece resen incelenir. Arabuluculuk tutanağının geçerliliği ile tarafların bu yöndeki iddia ve savunmaları da bu inceleme kapsamında yer aldığından, davacının somut davayı açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken esastan reddi hatalı ise de karar sonucu itibarıyla doğru olduğundan kararın bu ilave gerekçe ile onanması gerekir.”
Yargılama Aşamasında Öne Çıkan Hususlar
Dava açılırken dikkat edilmesi gereken temel noktalar şunlardır:
- Arabuluculuk tutanağının şekil ve içerik unsurlarının incelenmesi,
- Tarafların arabuluculuk görüşmelerine katılım şekli,
- Arabulucunun yetkisi ve düzenlenen belgelerin hukuka uygunluğu,
- Dava şartı olarak öngörülmüş olan arabuluculuk sürecinin usulüne uygun işletilip işletilmediği,
- Tutanağın gerçeği yansıtmama ihtimali veya taraf iradelerini hatalı yansıtma iddiası,
- Tarafların savunma hakları ve itirazlarının dikkate alınması.
Mahkeme, tüm bu hususları inceleyerek gerekirse ilgili tutanağın geçersizliğine ya da geçerliliğine karar verir. Böylelikle, ayrıca Arabuluculuk Son Tutanağının İptali Davası açılmaksızın da arabuluculuk tutanağının durumu açıklığa kavuşmuş olur.
Mahkemenin Davayı Reddetme Nedenleri
Ayrı bir Arabuluculuk Son Tutanağının İptali Davası açıldığında, mahkeme hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddedebilir. Zira hâkim, esas davada:
- Arabuluculuk son tutanağının geçerliliğini veya geçersizliğini zaten inceleyecektir.
- Tutanağa yönelik tüm itiraz ve iddiaları tarafların beyanları doğrultusunda ele alacaktır.
- Tarafların arabuluculuk süreci hakkındaki şikâyetlerini değerlendirmek suretiyle adil bir sonuca varacaktır.
Dolayısıyla müstakil bir iptal davasına gerek olmadığı gibi, bu tür davaların görülmesi, yargılama sisteminde gereksiz meşguliyet yaratabilir. Süreci uzatmakla kalmayıp taraflara ek masraf da çıkartabilir.
Sonuç
Arabuluculuk Son Tutanağının İptali Davası, özellikle zorunlu arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklarda merak konusu olmaktadır. Ancak uygulamada, mahkemenin söz konusu tutanağın geçerliliğini resen incelemesi ve bu çerçevede tarafların tüm itirazlarını dikkate alması, ayrı bir iptal davası açılmasını büyük ölçüde gereksiz kılar. Hukuki yarar ilkesinin sağlanamaması hâlinde, mahkeme, söz konusu davayı hukuki yarar yokluğundan reddedecektir. Böylece, aynı uyuşmazlık nedeniyle birden fazla yargılama süreci yürütülmesinin önüne geçilir ve yargı sisteminin etkinliği korunur. Sonuç olarak, taraflar arabuluculuk son (anlaşmama) tutanağının hukuka aykırı olduğunu düşünüyorlarsa, bu iddialarını esas davada öne sürmeleri ve mahkemenin incelemesine sunmaları yeterli olacaktır. Çelik & Baştürk Hukuk ve Danışmanlık Ofisi olarak “Arabuluculuk” konusunda destek sunuyoruz. Av. Tolga ÇELİK ve Av. M. Nur BAŞTÜRK olarak müvekkillerimizin her aşamada yanındayız.
Sık Sorulan Sorular
Arabuluculuk tutanağı nasıl incelenir?
Hâkim, dava açıldığında, zorunlu arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olarak işletilip işletilmediğini ve düzenlenen tutanağın şekil ve içerik yönünden doğru olup olmadığını kendiliğinden ele alır. Tarafların iddia ve savunmaları da bu incelemede göz önünde bulundurulur.
Arabuluculuk son (anlaşmama) tutanağı hatalı ise ne yapılmalıdır?
Taraflar, tutanağın hatalı veya eksik düzenlendiğini düşünüyorsa, esas davada bu iddialarını dile getirerek tutanağın geçerliliğine itiraz edebilir. Mahkeme de bu iddiaları değerlendirerek karar verir.
Mahkeme neden iptal davasını reddeder?
Ayrı bir Arabuluculuk Son Tutanağının İptali Davası açıldığı zaman, eğer tutanakla ilgili geçerlilik sorunları esas davada incelenebiliyorsa, mahkeme hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle iptal davasını reddeder.
Arabuluculuk tutanağının iptali yerine ne yapılabilir?
Tutanağın hukuka aykırı olduğunu düşünen taraflar, bu iddialarını direkt olarak mahkemede, esas davada ileri sürmelidir. Böylece tutanağın iptali veya geçersizliği talepleri, esas yargılama sırasında değerlendirilir ve ayrı bir dava açılmasına gerek kalmaz.